| Adâlet |
|
|
|
Terim : Hukuki ve içtimai çok geniş manalı bir kelime olan adalet hakkındaki tarifler oldukça fazladır. Çünkü kelime, çeşitli dünya görüşlerine ve dini ıstılahdaki yerlerine göre değişmektedir.
Adalet lügatte, adil olmak, insaf etmek, işte doğru olmak, meyl etmek, dönmek, eşit muamele etmek, düzeltmek, doğrultmak, doğru dürüst olmak gibi manalara gelir.
Kısa ve öz olarak adalet, kendi mülkiyetinde olanı kullanmak demektir. Adaletin dinimizdeki tarifi de budur. Zulüm ise, başkasının malına, mülküne tecabüz olup adaletin zıttıdır.
Kelam ilminde adaletin mevzûu Allahü Teala'nın fiilleridir. Buna göre, Allahü Tealanın fiilleri yani işleri için "Filan şey adalete uymuyor" denilemez O'nun işlerinde adalete uymaya birşey yoktur. Allahü Teala, her memlekette yetişen kulları için adaleti fazlası ile yapmıştır.
Fıkıh ilminin muamelat mevzûunda, bir kimsein şahid olarak kabul edilebilmesi, verdiği bir habere inanılabilmesi için o kimsede adalet vasfı aranır. Bu ilimde bir kimsenin adil olabilmesi için bildirilen vasıfların; büyük günah işlememesi, küçük günah işlemekte de ısrar etmemesi, emredilen ibadetleri yapması, hasenatı yani iyilikleri seyyiatına yani kötülüklerine galib olması demektir. Bir kimsenin böyle bilinmesi, tanınması adil olarak kabul edilmesi için kafidir.
Hadis ilmi usulünde adalet deyince hadis-i şerif rivayet eden bir ravinin, rivayetine itimad olunabilmesi için taşıması icabeden vasıflar anlaşılmaktadır. Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri olan hadis-i şerifleri nakil ve rivayet ederken, çok hassas davranılması, en ufak bir yanlışlığa meydan verilmemesi icabettiği meydandadır. Buna göre ravinin adalet sahibi yani adil olabilmesi için şu vasıflra sahib olması lazımdır. Müslüman, akil ve baliğ, takva ve şahsiyet sahibi ve bid'atten uzak olmak.
İşte bu vasıfları taşıyan kimseye adil, sıfatına da adl denir.
Adalet, huyları ve hareketleri dine ve akla uygun olmaktır. Görünüşü içi gibi olmak, herkesin yanında yalnız iken olduğu gibi bulunmaktır. İki yüzlü olmamaktır. İki yüzlülük, adalet değil münafıklıktır. İslam alimleri, adaletin iyi huyların en şereflisi olduğunu bildirmişler ve
"Adil kimse insanların en iyisidir" buyurmuşlardır. İyiliklerin en şereflisi de adalettir.
Allahü Teala, Kuran-ı Kerim'de adalet ve ihsanı emretmekte ve Nahl Suresi 90. ayetinde mealen
"Muhakkak ki Allahü Teala, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor...." buyurmaktadır.
Sahibi : Nar-ı Beyza
İlgili Alan : Hepsi
Kaynak : İslam Tarihi Ansiklopedisi s.176-179
Adalet lügatte, adil olmak, insaf etmek, işte doğru olmak, meyl etmek, dönmek, eşit muamele etmek, düzeltmek, doğrultmak, doğru dürüst olmak gibi manalara gelir.
Kısa ve öz olarak adalet, kendi mülkiyetinde olanı kullanmak demektir. Adaletin dinimizdeki tarifi de budur. Zulüm ise, başkasının malına, mülküne tecabüz olup adaletin zıttıdır.
Kelam ilminde adaletin mevzûu Allahü Teala'nın fiilleridir. Buna göre, Allahü Tealanın fiilleri yani işleri için "Filan şey adalete uymuyor" denilemez O'nun işlerinde adalete uymaya birşey yoktur. Allahü Teala, her memlekette yetişen kulları için adaleti fazlası ile yapmıştır.
Fıkıh ilminin muamelat mevzûunda, bir kimsein şahid olarak kabul edilebilmesi, verdiği bir habere inanılabilmesi için o kimsede adalet vasfı aranır. Bu ilimde bir kimsenin adil olabilmesi için bildirilen vasıfların; büyük günah işlememesi, küçük günah işlemekte de ısrar etmemesi, emredilen ibadetleri yapması, hasenatı yani iyilikleri seyyiatına yani kötülüklerine galib olması demektir. Bir kimsenin böyle bilinmesi, tanınması adil olarak kabul edilmesi için kafidir.
Hadis ilmi usulünde adalet deyince hadis-i şerif rivayet eden bir ravinin, rivayetine itimad olunabilmesi için taşıması icabeden vasıflar anlaşılmaktadır. Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri olan hadis-i şerifleri nakil ve rivayet ederken, çok hassas davranılması, en ufak bir yanlışlığa meydan verilmemesi icabettiği meydandadır. Buna göre ravinin adalet sahibi yani adil olabilmesi için şu vasıflra sahib olması lazımdır. Müslüman, akil ve baliğ, takva ve şahsiyet sahibi ve bid'atten uzak olmak.
İşte bu vasıfları taşıyan kimseye adil, sıfatına da adl denir.
Adalet, huyları ve hareketleri dine ve akla uygun olmaktır. Görünüşü içi gibi olmak, herkesin yanında yalnız iken olduğu gibi bulunmaktır. İki yüzlü olmamaktır. İki yüzlülük, adalet değil münafıklıktır. İslam alimleri, adaletin iyi huyların en şereflisi olduğunu bildirmişler ve
"Adil kimse insanların en iyisidir" buyurmuşlardır. İyiliklerin en şereflisi de adalettir.
Allahü Teala, Kuran-ı Kerim'de adalet ve ihsanı emretmekte ve Nahl Suresi 90. ayetinde mealen
"Muhakkak ki Allahü Teala, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor...." buyurmaktadır.
Sahibi : Nar-ı Beyza
İlgili Alan : Hepsi
Kaynak : İslam Tarihi Ansiklopedisi s.176-179
| Ziyaretçilerin yorumu (0) |
|
| Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.Lütfen giriş yapınız veya üye olunuz. |




(0 oy)
Gösterim: 92